Bilgi ve İletişim Hattı
0332 265 35 43
Makaleler

PANİK ATAK VE PANİK BOZUKLUK

Aslında tek başına panik atak, oldukça fizyolojik bir olaydır. Pek çok kimse hayatında bir ya da birkaç kez panik atak yaşayabilir. Bu durum hastalık sayılmaz. Yeniden bu atakların geleceğini düşünüp kendini dinlemek ve bununla uğraşır hale gelmek ise '’Panik Bozukluğu’’dediğimiz hastalık durumudur.Aniden başlayan aşırı korku, titreme , terleme ve kalp çarpıntısı gibi bedensel belirtilerin de eklendiği bunaltı haline panik nöbeti adı verilir. Nöbet hali genellikle kendiliğinden ya da psikolojik bir gerginlikten bir müddet sonra başlar.çocuk yoğun korku ve panik hali yaşamaktadır. Öleceğim ya da delireceğim korkusuylayakınlarından yardım ister, onlara sarılır, yanından ayrılmalarına izin vermez. Bu esnada ağlama ve bağırıp çağırma nöbetleri olabilir.

Panik haline yüz kızarması, terleme, titreme, tüylerin diken dikenolması , kalp çarpıntısı, baş dönmesi,bulantı, el ve ayaklarda uyuşma, sık idrara çıkma ve ağız kuruluğu gibi bedensel belirtiler eklenir. Bedensel belirtiler hastanın sıkıntısını daha da arttırır. Bu nöbetler 5-10 dakikadan 1-2 saate kadar değişen sürelerde devam edebilir. Çocuklarda anneden ayrılamama gibi başka ruhsal sorunlarla birlikte görülebilir. Panik bozukluğunun yaşam boyu prevalansı %1.5-3 arasında değişirken, panik atak için bu oran %3-4’tür. Kadınlarda ve genç erişkinlerde daha sık görülür Başlama yaşı genellikle 15-19 arasıdır. Daha küçük çocuklarda da rastlanmaktadır.

Baskın görülen belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Nöbetlerin sıklığı ve hastalığın gidişi de oldukça değişkendir.

DSM V Tanı Ölçütleri

n A-Yineleyen beklenmedik panik atakları.Bir panik atağı dakikalar içinde doruğa ulaşan ve o sırada aşağıdaki belirtilerden dördünün ya da daha çoğunun ortaya çıktığı,birden yoğun bir korku ya da yoğun bir içsel sıkıntının bastırdığı durumdur:

n 1-Çarpıntı,kalbin küt küt atması ya da kalp hızının atması

n 2-Terleme

n 3-Titreme ya da sarsılma

n 4-Soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma duyumu

n 5-Soluğun tıkandığı duyumu

n 6-Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma

n 7-Bulantı ya da karın ağrısı

n 8-Baş dönmesi,ayakta duramama,sersemlik ya da bayılacak gibi olma duyumu

n 9-Titreme,üşüme,ürperme ya da ateş basması duyumu

n 10-Uyuşmalar(duyumsuzluk ya da karıncalanma duyumları)

n 11-Gerçekdışılık

n 12-Denetimini yitirme ya da çıldırma korkusu

n 13-Ölüm korkusu

n B- Ataklardan en az birinden sonra, aşağıdakilerden biri ya da her ikisi de bir ay ya da daha uzun sürer:

n 1-Başka panik ataklarının olacağı ya da bunların olası sonuçlarıyla ilgili olarak bir kaygı duyma ya da tasalanma

n 2-Ataklarla ilgili olarak,uyum bozukluğuyla giden davranış değişiklikleri gösterme (örn spor yapmaktan kaçınma)

n C- Bu bozukluk madde kötüye kullanımı ya da başka bir sağlık durumunun(hipertiroidi-kalp hast..) fizyoloji ile ilgili etkilerine bağlanamaz.

n D-Bu bozukluk başka bir ruhsal bozuklukla açıklanamaz.

Panik nöbeti geçiren çocuk bulunduğu ortamdankaçmak ister. Bedensel belirtilerin giderek artması ve yaşadığı sıkıntı ve çaresizlik hissi başkalarından yardım istemesine neden olur.panik halinde olan çocuk anne babası ya da yanında olan kişilerden yardım ister.

Panik hali herhangi bir durum ve tetikleyici bir faktörle ilgisi olmadan anidenortaya çıkabileceği gibi bilinen ve önceden kestirilebilen tetikleyici bir olay sonrası da başlayabilir. Örneğin, böcek görme ya da gök gürültüsü duyma ile panik nöbeti başlıyorsa o zaman duruma bağlı panik nöbetinden söz edilir.

Panik nöbeti yaşayan çocukta bir daha aynı nöbeti tekrar yaşama korku ve endişesi vardır. Bu nedenle huzursuzdur ve rahat değildir. Panik nöbeti kadar bu nöbetin tekrarlayacağı endişesi ve sıkıntısı vardır.

Panik atakları tek başına ya da fobilerle birlikte görülebilir. Korkulan nesne ile karşılaşıldığında panik nöbeti oluşabilir.Agorofobili panik nöbet yalnız kalmaktan ya da kaçmanın zor olacağı toplumsal mekanlarda bulunmaktan dolayı duyulan korkunun tetiklediği panik halidir.

Agorofobi kişinin işlek ve kalabalık cadde, çarşı gibi topluma açık mekanlar ya da otobüs, asansör ve tünel gibi kapalı mekanlarda bulunmaktan duyduğu korku halidir.bu korku hali panik nöbetleri ile birlikte de görülebilir. Agorafobisi olan çocuklar evden yalnız başlarına sokağa çıkmaktan çekinirler ve mutlaka yanlarına birilerini alarak dışarı çıkarlar.

Panik atakların biyolojik nedenleri üzerinde çalışmalar oldukça fazladır. Yapılan araştırmalarda panik nöbetinin oluşumunda bazı nörokimyasal maddelerin etkili olduğutesbit edilmiştir. İlaç tedavilerinden elde edilen başarılı sonuçlar bu görüşleri desteklemektedir. Hastalığın genetik geçisi üzerinde durulmakta ve anne babasında panik nöbeti ve depresyon var olan çocuklarda daha sıklıkla panik ataklara rastlandığı bildirilmektedir. Araştırmalar panik bozukluğun erken çocukluk döneminde ebeveynle ilişkilerdeki aksaklıklara ya da psikolojik travmalarla bağlantılı olabileceğini ortaya koymaktadır. 10 yaşından önce anneyi kaybetmek ya da anne babanın ayrılmış olması, çocukluk çağında cinsel ve fiziksel istismara uğramak, çocukluk çağında bakım veren kişilerle yaşanan duygusal ilişkide bozukluklar sonraki yıllarda panik bozukluk yaşama riskini arttırmaktadır.bu kişiler ayrılık yaşamaya, hatta ayrılık olasılığına karşı olağanüstü bir duyarlılık gösterirler. Yalnız kalamama ve biryere yalnız gidememe(agorofobi) nedeniyle yakınlarına ve güvendikleri kişilere bağımlı hale gelmeleri ve onlardan ayrılamamaları psikodinamik olarak anlamlıdır.

Psikodinamik Açıdan Panik Bozukluk

Panik bozukluğun psikodinamik açıklamalarına bakıldığında, çocuğun bağımlı olma ihtiyacının otoriter ve kuralcı ebeveyn tarafından yeterince karşılanamamasının, bu rahatsızlığın etiyolojisinde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir (De Ruiter ve Cohen, 1992; Fredric ve diğerleri, 2013). Buna göre, büyük beklentiler ve sorumluluklar karşısında “ben yapamam” diyemeyen çocuk, beklentiler ve kendi otonomisini gerçekleştirebileceği durumlar karşısında yoğun kaygı ve ebeveyne yönelik öfke hissedebilmektedir. Ancak bu öfke, ebeveyni incitmeme isteği sebebiyle peşinden suçluluk duygusunu getirebilmektedir. Bu duygu durumlarıyla baş etmekte zorlanan ve öfkeyi kontrol edemeyecek olmaktan korkan çocuk, duygularını ebeveynden ayırabilmek için inkar, tepki oluşumu ve olmamış kılma gibi stratejilere bilinç dışı düzeyde başvurabilir (Busch ve diğerleri, 1991; Milrod ve diğerleri, 1997; Shear ve diğerleri, 1993., Aktaran, Fredric ve diğerleri, 2013; Stoeri, 1987). Ayrıca, bağımlı olma ihtiyaçlarını karşılayamamış olan çocuk, tepki oluşumu stratejisi olarak obsesif-kompulsif kişilik özellikleri geliştirebilmekte ve hayatının bir çok alanında kontrol sağlama çabası içerisine girebilmektedir. Bu noktadan bakıldığında, panik atak gibi belirsiz ve kontrol edilemez bir durumun kişide yoğun kaygı uyandıracağı, çocukluk döneminden itibaren sürdürmekte olduğu savunma mekanizmalarını sekteye uğratacağı oldukça açıktır (De Ruiter ve Cohen, 1992).

Bugün için bilim adamları panik bozukluğun gelişimini şöyle açıklamaktadır; genetik faktörler panik bozukluğa yatkınlık oluşturur. Bu yatkınlık anormal bir uyarılabilirlik hali doğurur. Yani bazı kişiler korku tepkisi vermeye kalıtsal olarak daha yatkındır. Böyle bir yatkınlık zemininde yaşanan gelişimsel süreçler(çocukluk yaşantıları) hayatın ileriki dönemlerinde bu hastalığı doğurur.

Panik ataklarda belirtilerin temeli:

Bazı bedensel belirtiler organlarımızda bir bozukluk olmaksızın tamamen psikolojik kökenli olabilir. Örneği panik atakta hasta çarpıntı hissi duyar ya da nefes alma zorluğu çeker. Gerçekten bu kişinin nabzı hızlı atmaktadır ve hızlı nefes alıp vermektedir. Ancak bu belirtiler kalp, akciğer ya da başka bir organda bir bozukluk olmaksızın oluşmaktadır. Panik atak geçiren kişi acil polikliniğine genellikle kalp krizi ya da astım nöbeti geçiriyor diye getirilir. Oysa kişide bu belirtileri izah edecek fiziksel bir hastalık yoktur.

TEDAVİ : Aşağıdaki tedavi yöntemlerinden bir veya bir kaçının uygulanması ile hastaların büyük bir çoğunluğu tedavi edilebilmektedir.

Bireysel psikoterapi(özellikle( Kognitif (Bilişsel) Davranışçı Terapi)

  • Gevşeme(relaksasyon) yöntemleri
  • Kombine Tedaviler
  • Grup Terapisi
  • Evlilik ve Aile Terapisi
  • Oyun Terapisi
  • Farmakoterapi
Hızlı İletişim
Numaranızı Bırakın,
Sizi Arayalım
Gizle